CTP’nin güvercin

CTP’nin güvercini, evrensel barış sembolü mü? Yoksa kısa dönemli politik hedeflere ulaşmanın sembolik aracı mı? CTP’nin, TKP’nin beyaz güvercinini alenen ve cesurca kullanması bir rastlantı mı, yoksa bir geleneğin devamı mı?

Hayat bir yanıyla çok somut ve reeldir, bir yanıyla da çok sembolik. Siyaset de öyledir. Semboller siyasetin en temel mekanizmalarından biri. Özellikle siyasal hayatın ciddi bir dönüşüm ve hareketlilik içinde seyrettiği dönemlerde, sembollerin önemi bir o kadar daha artar.

Politik mücadele, ağırlıklı bir yanıyla da sembolik bir mücadeledir. Biraz gerilere uzandığımızda CTP’nin renk değişimini görürüz; sembolik düzeydeki bu değişim söylemsel önemli bir kırılma noktasına da işaret ediyordu. Sovyetik CTP, artık yıkılan duvarların altında kalan bir reel politiğin ağır yükünden kurtulmanın sembolik hamlesini yapmıştı yeşile dönerek.

Enternasyonalist değerlerden mada, yerel değerlere, Kıbrıslıtürklüğe vurgu yapan yeni söylemin inşasında zeytin dalıyla buhurlamayı da politik mücadele tarihine kazandıran da CTP oldu. Çarşı ziyaretlerinde sadrazam sucuğu ikram edip sadrazam sucuğuna politik bir anlam yükleyen de… Ama son birkaç haftadır, CTP’nin zaptu rapt altına almaya çalıştığı, sahiplenip devşirme gayreti gösterdiği bir sembol var ki, Kıbrıslıtürk solunun tarihine geçecek nitelikte.

Önce CTP’nin resmi sitesi www.ctpkibris.org ana sayfasında bembeyaz bir güvercin belirdi. Aynı güvercin CTP’nin yayın organı Yenidüzen’in internet sitesinde kanat çırpıyor durmadan. Dün de Yenidüzen’in logosunun yanında referanduma evet sloganının arka planında aynı güvecin belirdi. Bu ne demek?

Kıbrıs’ta güvercin, TKP’nin logosu. Erten Kasımoğlu tarafından çizilen güvercin, TKP’nin o gün bu gündür sembolü. Dünyada barışın sembolü olan beyaz güvercin, Kıbrıs’ta da TKP’nin sembolü. Bir siyasal partinin bir başka siyasal partinin sembolünü, logosunu resmen kullanmaya başlaması garip bir durum. Diyebiliriz ki, CTP beyaz güvercini barış vurgusuyla kullanıyor. Diyebiliriz ki beyaz güvercin TKP’nin tekelinde değil. İkisi de doğru. Bu bakış, meseleyi eleştirel bir açıdan değil, meşrulaştırıcı bir açıdan ele almak. Bu açı, sadece görünenle yetinmek demek. Görünenin ötesi, her zaman daha hayırlıdır tahlillerde. Eleştirel olmak için görünenin ötesinden başka çare de olmadığına göre…

CTP’nin güvercini, nasıl anlamlandırılabilir?

Hemen politik iklime bakmak gerekiyor haliyle. CTP, sivil toplumun devinimini medya gücünü kullanarak dolayımlayan, sadece kendininmiş gibi lanse eden son dönem becerisiyle, CTP’yi kamusal alanın her kertesinde görünür kılmayı başaran organizasyon yeteneğiyle dikkati çekiyor.

İdeolojinin, söylemsel mücadelenin ve bir diğer ifadayle politik mücadelenin temel ilkelerinden biri, dışlama, yok sayma, gizleme mekanizmalarıdır. Daha görünür ve hakim olabilmek için politik rakiplerinizi dışlar, yok sayarsınız. Hatta sembollerini işgal edersiniz. CTP’nin TKP’nin sembolünü böylesi bir dönemde kullanmaya başlaması, bu anlamda TKP tabanına utangaç, sembolik bir davettir.

Buna örnek, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın son mitingte konuşmasını, erken ayrılmak durumunda olduğunu, çünkü Kofi Annan ile görüşmeye gideceğini, Annan’a meydanın sesini götüreceğini söylemesi verilebilir. UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu’nun bile ilk iki toplumlu teması olan Kıbrıslıtürk-Kıbrıslırum parti başkanlarının öğle yemeği randevusuna 2 saat varken, Talat’ın sanki kendinden başka kimse olmadan, Annan ile başbaşa görüşmeye yetişmesi gerekiyormuş anlamını kurması, rakiplerini yok sayma, gizleme ve kendini ön plana çıkarma mekanizmasının güncel bir örneğini oluşturuyor.

CTP, toplumsal muhalefetin sahibi ve organizatörü olduğu izlenimini yaratırken, bir adım daha ileriye giderek, politik bir sembol olan beyaz güvercini cesaretle sahiplenerek, en ciddi politik rakiplerinden birinin, TKP’nin tabanına da göz kırpıyor, adresi belli, açık isimli bir davet gönderiyor.

CTP’nin güvercini, evrensel varış sembolü olmaktan çok, kısa dönemli politik hedeflere ulaşmanın sembolik aparatı olmaktan öteye gidemiyor. Bu rastlantı mı, yoksa bir geleneğin devamı mı?

%d blogcu bunu beğendi: