Mutluluk vesileleri

Hayatta her şeyden hep yakınmak veya her şeyden hep memnun olmak, birbirine çok benzer. Gülmekle ağlamak, birbirine çok yakındır. Mutluluktan da ağlanır, üzüntüden sinirler boşaldığında kahkaha da atılır; mutlulukla mutsuzluk birbirine karışır.

Hayatla kurulan ilişki biçiminden mütevellit kasıntı mutluluk halleriyle, kasma hüzünbazlık halleri bir vakıadır. Garip hallerdir.

Misal, bizimkiler idarede diye börtü böceğe mutlu olmak, kasıntı bir mutluluk halidir. Zorla, zorlamayla, gözden gizleye gizleye, aklı döve döve, gözü kapaya kapaya illa ki mutlu olunmalı. Bizimkiler var diye, bizimkilerin hatırına… Komik!

Misal, bizimkiler idarede yok diye börtü böcekten şikâyetçi olmak, kasıntı bir maraz halidir. Zorla, zorlamayla, göze parmağı soka soka, aklı okşaya okşaya, gözü koca koca aça aça illa ki mutsuz olunmalı. Bizimkiler yok diye, bizimkiler hatırına… Komik!

Misal, dün idarededir diye her söylediğini açıkladı, vurguladı fiil bitişli cümlelerle yazarken, bugün idarede değildir diye her söylediğini iddia etti, öne sürdü diye yazmak… Komik!

İdarede olmakla olmamak, mutluluk vesilelerini değiştiriyor anladığım kadarıyla. Daha doğrusu bizimkilerin idarede olup olmamasına göre mutluluk vesileleri değişiyor.

Yolda aynı rezil çukurlar var, ama idarede bizimkiler var diye çukurlar gözümüze batmıyor, önemsiz oluveriyor bir anda mesela…

Çöpler toplanmıyor, ama idarede bizimkiler var diye çöp kokusu bizi rahatsız etmemeye başlıyor bir anda mesela…

Pahalı lüks gara makam arabaları hala kullanılıyor, ama içindekiler bizimkiler diye yüzümüzdeki memnuniyetsiz öfkeli ifade uçup gidiyor, yerine coşkuyla sallanan bir el eşliğinde pişmiş kelle gibi sırıtan, gururlu bir ifade yerleşiyor.

Bizimkilerin her türlü şovu bize gurur vermeye başlıyor, pek bir sahici, pek bir yenilir yutulur, pek bir iş, icraat gibimize gelmeye başlıyor. Hâlbuki ötekilerin aynı havalarını enginarlı baklayla küfrümüze meze yaptığımız günler, henüz kapının eşiği mesafededir.

Bizimkiler yapamayınca bahaneler üretip, ötekiler aynı şeyleri yapamayınca çullanmak çok değişik bir haleti ruhiye olsa gerek.

Atamalarla görevden almaları bizimkiler yaptığında yağşi, ötekiler yaptığında kıyım mesela.

Bizimkiler tv tv gezip çoştuğunda müthiş keyf almak, ötekiler aynı şeyi yaptığında müthiş öfkelenmek bir başka ruh güzelliği.

Nasıl böyle olunabiliyor merak ediyorum çok. Aynı şey söyleniyor, söylenenden bağımsız bir bizimkiler olup olmadıklarına göre bir ifade gelip yüze yerleşiyor, akla bulaşıyor…

Aynı çukurla karşılaşılıyor, lakin kimin doldurmakla mükellef olduğundan bağımsız, sırf bizimkileri idare etmek için düz direkt geçilebiliyor.

Çöpler aynı yerde duruyor ama toplayamayan, toplamayan bizimkiler diye, kokusunu duymazdan geliyor, pisliği görmezden geliyor mesele teğet geçilebiliyor.

Atamaları bizimkiler yapıyor, görevden alınanlar ötekilerse her şey gayet güzel görünüyor gözümüze.

Bir şeyden taraf olmakla, bizimkilerden taraf olmak aynı şey değil herhalde. Cenahın, cemaatin, topluluğun, kliğin parçası ve taraftarı olmak, mutluluk vesilesidir malum.

Bizimkiler de bir şeydir denilebilir, ruha iyi gelir… ‘Halbukisi’  o iş öyle değil.

Var literatürde “organik entelektüel” diye bir tabir, niyeyse artık?

%d blogcu bunu beğendi: