Tanrı bizi büyüden korusun!

Seçim takvimine göre 2 Temmuz, resmi propaganda döneminin başlangıç günü.

Yüksek Seçim Kurulu, seçim takvimindeki “resmi propaganda döneminin başlangıcı” ifadesi ile aslında biz seçmenleri ikaz ediyor:

Dikkat propaganda başlıyor, başınızın çaresine bakın!

İş başa düştü. Başımızın çaresine bakıp aklımızı, algımızı, duruşumuzu ve nihayetinde oy verme kararımızı siyasi partilerin propagandasının büyüsünden korumaya gayret etmeliyiz.

Resmi propaganda dönemi başlar başlamaz, siyasi partiler ve adaylar zihnimizi, algımız, düşünce ve anlama biçimimizi kendi hedefleri doğrultusunda etki altına almaya çalışacak.

“Beni seç beni seç” demekle yetinmeyip, bunu gerekçelendirecekler. Hepsinin ortak paydası, seçmen için en iyisini kendilerinin bilip, bizim için en iyisini kendilerinin yapacaklarına olan inançları.

Tam da 80’inci yıl
Propaganda kavram ve çalışmaları, sevilen bir “tip” olmamasını babasına borçlu. Nazilerin gayet demokratik ve meşru yollarla iktidarı ele geçirmesinden hemen sonra, Hitler’in Joseph Goebbels’in başkanlığında “Kamuoyu Aydınlanma ve Propaganda Devlet Bakanlığı’nı” kurması ile başlar kavrama olan sevgisizlik.

Tarihin ilk propaganda bakanlığı kurulduğunda sene 1933’tür. Aradan tam 80 yıl geçti, ben hala sevemedim.

Goebbeles’in Bakanlık dönemindeki icraatları tarihteki en büyük ve en ölümcül propaganda çalışmalarından birine örnektir. Sayınsız bakanlığın amacı, demokratik Nazi fikirlerini, müzik, tiyatro, film, kitap ve basın aracılığıyla kitlelerin kabullenmesini sağlamaktı. Sonuç en az 6 milyon insanın üretilen nefretle öldürülmesi…

Beyin yıkama veya daha şık bir ifade ile algı kontrolü iletişim alanının olduğu kadar sosyal psikoloji, psikoloji ve daha nice alana temas eder. Zor iştir. Bu zor işin 10 temel prensibine bakarak kendimizi koruyabiliriz.

Büyünün 10 kuralı*
1.
 LAKABI YAPIŞTIR!
Propagandacı zayıflatıp karalamak istediği kişiye ya da gruba kötü isimler takar. Rakibini “halk düşmanları”, “köpekbalıkları”, “zirzirolar”, “çapulcular”, “hainler”, “gericiler” gibi isimlerle anmak propagandacının çok kullandığı tekniklerdendir. Eğer bir kişiye ya da bir gruba lakaplar, çirkin isimler takılmışsa propaganda kokusunu alabilirsiniz. Siyasetçiler bu tekniği yaygın bir şekilde kullanır, rakiplerine küçük düşürücü sıfatlar takarak kitlelerin duygularıyla oynarlar. Kendilerini eleştirenlere “parti düşmanı” demek son dönemin revaçta etiketleri arasında.

2. GENELLE DA KAPSA GENDİNİ!
İtirazı peşinen öldürmek, propagandacının bir diğer taktiğidir. Propagandacı objektif kanıtlar kullanmak yerine “genellemeler” yapar. “Vatan”, “millet”, “şeref”, “ahlak”,  “barış”, “çözüm”, “istikrar” gibi kimsenin kolay kolay itiraz edemeyeceği kavramlar kullanır. Kendi düşüncelerini bu kavramların içine gizleyerek yaymaya çalışır. Eğer bir siyasetçi bu kavramları kullanarak konuşuyorsa size propaganda yapıyor demektir.

3. SEMBOLLERİ KAPSA!
Propagandacı sembolleri kullanır. Sembollerin kolayca anlaşılan, çağrışımları olan anlam bütünlüğü propagandacı için çiçek gibi bir malzemedir. Eğer bize mesaj vermek isteyenler “bayrak” ya da “dini kitap” gibi hepimizin ortak değerlerini kullanıyorlarsa propaganda yapıyorlar demektir. Evrensel geçerliliği olan işaretler, isimler, renkler güzel propaganda malzemesidir. Bunlara el atıldıysa duyarlılıklarımızı kullanmaya kalkıştılar demektir.

4. MEŞHURLAR SAHNEYE!
Propagandacı kendi fikirlerini yayarken toplumun beğenisini ve saygısını kazanmış meşhurları da kullanır. Geniş kitleler meşhurların söylediklerine daha duyarlı olurlar ve onların dile getirdiklerine inanma eğilimi içinde olurlar. Ortada meşhur birileri yoksa, halkın içinden popülerliği olan sevilen isimler bir yıldıza dönüştürülebilir. Eğer toplumun sevgisini, beğenisini, saygısını kazanmış insanlar, toplumsal ya da siyasi bir mesaj veriyorsa büyük ihtimalle propaganda yapıyor demektir.

5. İSTİSNALARLA KORKUT!
Propagandacı sıradan inşaların başına gelmiş olayları “örnek olay” olarak anlatır. Aslında her biri birer istisna olacak kadar az rastlanan olayların tahminimizden daha yaygın olduğunu anlatır. Bizim henüz çevremizde görmediğimiz bu olayların, biz farkında olmadan çok yayılmış olduğunu söyleyerek bizi korkutur.

6. RAKAMLARLA KORKUT!
Bazı verileri, rakamları abartır, çarpıtır bizim bilgimiz olmayan rakamları bizim kaygılanıp ürkeceğimiz şekle sokar. 28 Temmuz seçim propagandalarında “bizim dönemde uçtuk, “onların dönemde çakıldık” rakamlarını görmemiz kuvvetle muhtemel.

7. SÜRÜ PSİKOLOJİSİ YARAT!
Propagandacı hiçbir kanıt göstermeden kendi fikrinin büyük çoğunluk tarafından benimsendiğini iddia eder. Propagandacı hepimizin içindeki “sürü psikolojisine” hitap ederek bizim de herkes gibi düşünmemizi ister. Eğer birisi size “herkesin” benzer düşüncede olduğunu iddia ederse bilin ki size propaganda yapıyordur. Geçmiş kampanyalarda “Hepimiz Talat’ız” sloganı buna güzel bir örnek teşkil ediyor. Bakalım bu sefer hepimiz kim olacağız?

8. UÇ DA KORKMA!
Propagandacı çok güçlü ve abartılı ifadeler kullanır. Bunlar hiçbir kanıtı olmayan klişe laflardır; ama çok sık söylendiğinde insanların belleklerine kazınır ve etkisi yüksek olur. “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur”, “Tek 1 parti var” söylemi böyle bir genellemedir. Buna benzer ifadelerle karşılaşıyorsanız bilin ki propagandaya maruz kalıyorsunuz.

9. BİR BEN VAR BAŞKA YOK!
Propagandacı kendi fikrini anlatırken kutuplaşma yaratır. Olayları, insanları ve fikirleri siyah-beyaz uçlarda anlatır. Propagandacının dilinde gri renk yoktur. Sizi de bir kutbu seçmeye zorlar. Eğer sizin “ya hep ya hiç” şeklinde bir seçim yapmanız isteniyorsa bilin ki size propaganda yapılıyordur. Siyasi partilerin 28 Temmuz’da kendilerini tek alternatif olarak dayatarak illâki “mühür” istemeleri böyle bir şeydir.

10. KUTUPLAŞTIR DA TAMAMDIR!
Propagandacı dost ve düşman yaratır. Sizin de derhal seçiminizi dosttan yana yapmanızı ister. Seçim yapmakta zorlanıyorsanız düşmandan yana olduğunuz gibi bir sonuç çıkarmaya çalışır. Eğer siz buna benzer bir seçim yapmaya itiliyorsanız bilin ki size propaganda yapılıyordur.

2 Temmuz itibarı ile Tanrı bizi propagandanın büyüsünden korusun. Daha önceki tecrübelerden de çok iyi öğrendik ki, büyüden uyanınca yurttaşın bir yerleri çok feci şekilde acıyor çünkü.

* 10 kural ile ilgili yaklaşım, Temel Aksoy’un “Propaganda Teknikleri Nelerdir?” yazısından alınarak yerelleştirilmiştir. Yazardan yerelleştirme izni alınmamıştır.

%d blogcu bunu beğendi: