Zorunda olmak

“Ama gitmek zorundasın”; ne acı bir cümle. Acılığı “ama”da saklı: Müstehzi, yaralayıcı, umarsız daha başka bir kelime yok…

“Ama gitmek zorunasın”ın emir kipinden daha ağır acıklı gerekçelendirme bağlacı: Ama!

Gitme zorunluluğunu “ama” gerekçelendirmesiyle dayatanın hali, emre itaat dışında manevra alanı kalmayandan daha bir acı:

“Gerekçelerin var biliyorum ve bunları anlıyor, belki de katılıyorum ve fakat… Şartlar buna zorluyor… Elimden gelen birşey yok; hayatın emri altındayım, teslim oldum, kımıldayamam” diyenin hali, haliyle daha bir acı.

Gidenin gitmeye, kalanın kalmaya niyeti yoksa ve her ikisi de arzularını değil, şartları zemin yapıyorsa yapıp ettikleri birşey yok demektir.

Yapıp edememe, eyleyememe hallerinde, Priscilla soyunurken Varolmayan Şövalye’nin kadının örgülerden yapılmış saç topuzunu çözüp taramasının ardından, “Kleopatra her gece yatağında bir zırhlı savaşı düşlermiş” diye konuşmaya başlamasına verdiği cevabın gerçeklikten habersiz oluştan kaynaklanan –veya gerçekliği kabul etmeme inadından mı demeli yoksa?- acılığını görmemek ne mümkün?

Priscilla’nın “Ben hiç denemedim, bütün erkekler zırhlarını çok daha önce çıkarırlar” cevabını vermesi…

Ya şartlar öyle olduğu için yatağa kılıcı askıdan çıkarmadan girmek zorunda olmasını “Aşk tutkusunda ölçülü davranmak diye birşey yoktur” diye gizleyen Varolmayan Şövalye’nin hali?

İrade ve bilinçle donatılmış varolmayış sembolü Varolmayan Şövalye, tüm algısı mantıktan hareketle kurgulanan insan tipini ne güzel özetliyor; bedensel bireysellikten yoksun bir örnek… Çelik gibi bir irade ve üst düzeyde bir bilinç ancak bedensel varolmayışla mümkün.

Şartlara kayıtsız teslimiyet…

Teslimiyeti şartların gerçekliğine atıfla meşrulaştırıp irade ve bilincin arkasına gizlenme tercihi…

“Ama gitmek zorundasın” cümlesinin “ama”sı, bir irade ve bilinç beyanından mada, bedensel bireysellikten yoksunluğun çığlığı aslına.

Gitme zorunluluğunu “ama” gerekçelendirmesiyle dayatanın hali, emre itaat dışında manevra alanı kalmayandan daha bir acı.

Her iki taraf, realite yanılsamasına mahkum. Her iki taraf da Varolmayan Şövalye.
“Ol”ma ihtimali bizatihi müdahil taraflarca zayıflatılan sürecin, ütopyaya dönüştürüldüğü bir zaman dışı macera serüveni izliyoruz.

Yoksa baş rol oyuncularından biri siz misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: