Sevgili CTP

Kararını verdin: Çözüm ve AB vizyonunu paylaşanlarla yeni bir üst kimlikte buluşmak yerine, kendi kendini bir üst kimlik olarak tanımlamayı seçtin. Kolay gelsin.

Seçimlerde çözüm ve AB vizyonunu Kıbrıs sorununun çözümünde tek düğüm noktası olarak tanımlamak amacıyla başlatılan iş ve güç birliği arayışlarına taa en baştan “hülle partisi” deyip tavrını koydun.

Toplumsal muhalefeti kendi çatın altında toplamak için “tarihi bir karar” verdin: Listelerinin %50’sini parti üyesi olmasalar da aday olmak isteyenlere açma kararı verdin. Bu “tarihi” diye nitelediğin karar, sana hayırlı olsun.

Meydanlarda çözüm ve AB için buluşanların, siyasilere ne dediği konusunda hiçkimseyle aynı düşünmedin.

Meydanlarda toplanmayı, “Halk, siyasilere Kıbrıs sorununu çözme görevi vermiştir” kısıtında okumayı tercih ettin. Her türlü tehdit ve baskıya karşın, hatta bombalı terörize etme girişimlerine karşın meydanlarda toplanan tarihi kalabalıkların kararlılığını daha doğru bir okuma stratejisi mümkün değil midir?

Meydanlara inen onbinler, sadece solcu veya sadece CTP’li,  TKP’li, YBH’lı, BKP’li, mi idi? Parti aidiyetlerini çok aşan yepyeni bir potansiyel, yepyeni tarihi bir uzlaşma değil miydi o meydanlar?

Parti rozetlerini asgari ve hayati müşterekler uğruna bir kenara itme olgunluk ve basiretini gösteren Kıbrıslıtürklerle Kıbrıslıtürkiyeliler, hangi temelde temsil edilmek arzusunda olduklarını yeterince açık bir şekilde anlatmadılar mı?

Partisel çıkarlar, partiler için olağan dönemlerde elbette önemlidir. Ancak partisel çıkarlar, toplumsal çıkarların önüne geçerse, hele hele olmak ya da olmamak noktasında partisel çıkarlar toplumsal çıkarların önüne geçerse, toplumsal başarı imkansızlaşmaz mı? Hele hele  toplumsal çıkarlar konusundaki uzlaşı gayet net ve sarihken…

Sevgili CTP,

Seçimlerde iş ve güç birliği arayışlarını, kendi parti logonda stilizasyon çalışmaları ile ikame etmeye karar verdin. Hayırlı olsun.

Seçimlerde çözüm ve AB için ortak bir asgari ve hayati temelde iş ve güç birliği yapma çağırılarına halkın arkasına saklanıp kendi siyasi beklentilerini maksimize etmeye çalışan bazı muhalif siyasi oluşumların çağırısı muamelesi yaptın.

Kendinden menkul bir en büyüklük algılamasıyla, toplumsal muhalefeti sahiplenip kendi içinden çıkan bir potansiyel olarak okudun.

Toplumsal muhalefetin işgali teşebbüsü diye tarif ettiğim logoda stilizasyon çalışmaları ve sivil topluma listelerini açma iddiasının sağduyudan yoksun, düşünsel derinliği olmayan, seviyesiz düşünsel savrulmalar kategorisinde telakki ettin.

Henüz kimseyi, çözüm ve AB vizyonu ekseninde oluşturulma ihtimali yüksek, kucaklayıcı, toplumsal muhalefetin duruşu ile birebir uyumlu, yeni bir üst kimlikte buluşmak talepleri yerine, kendi kendini bir üst kimlik olarak tanımlamayı seçtiğin konusunda yeterince aydınlatabilmiş değilsin.

Aralık seçimleri öncesindeki kampanya dönemi, kendini açık açık anlatman için bulunmaz bir fırsat.

Kolay gelsin.

%d blogcu bunu beğendi: