Değinmemek hususunda ciddiyetimi ısrarla koruduğum meselelerin listesi uzundur.

Dokununca yanmaktan çekindiğimden değil, dokunursam meram anlatamayacağım endişesiyle imtina ediyorum dokunmaktan bu hususlara. Meramımı yeteri açıklıkta anlatmak hususunda zaman zaman kifayetsizlikle malul olduğum malumunuzdur.

Kendimi zapt etmek için çok direndim ama “Tufan hocanın özel hayatın gizliliği yasası” meselesine temas etmekten kaçınabileceğim eşik aşıldı.  Erhürman’ın dünkü meclis konuşmasından sonra bahse konu mesele, temas etmem farz bir mesele olmuş vaziyette.

Evvela hukukçuluk ve vekillik hususiyetleriyle alakalı şımarık övgülere hiç ama hiç ihtiyacı olmadığını, hatta bu gibi şeylere hiç ama hiç itibar da etmediğinden adımın Ali olduğu kadar emin olduğum Tufan Erhürman’ın konuyla ilgili tartışmalara dair cevaplarından alıntılarla başlayayım:

Erhürman’ın yorumları
“Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası” 24 Şubat’ta KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde oy birliği ile kabul edildi, 10 Mart’ta da yürürlüğe girdi. 14 maddelik bir yasa.

  • “Belli noktalarda basın örgütlerini de ilgilendiren Yasa Önerisi’nin Komite’de görüşülmesi safhasında bu örgütlerimizi da komiteye davet etmek komite başkanı olarak benim akıl etmem gereken bir şeydi. Yasa’nın doğrudan doğruya basın mensuplarını ilgilendiren suç ve cezalar öngörmediği düşüncesinin de etkisiyle bu konu gözden kaçtı ve ben bunun için 12.3.2014 tarihinde Yenidüzen Gazetesi’nde yer alan açıklamamla basın mensuplarından özür diledim”.
  • Erhürman, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 16.12.1992 tarihli, app. no. 13710/88 sayılı “Niemitz v. Germany” kararının 29’uncu paragrafında “özel hayat”ın kapsayıcı bir tanımını yapmak ne mümkün, ne de gereklidir ifadesine atıfla, neyin “özel hayat” kapsamında olup neyin olmadığını tespit edecek basın mensupları için ilk bakışta bir tehdit gibi algılansa da, aslında konuyla ilgili diğer kararlara bakıldığında, tam tersine, bir tehdit değil, bir tür korumadır demektedir.
  • Erhürman yine aynı karara atıfla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, kamuya mal olmuş bir politikacının veya kamusal figürün özel hayatıyla, sıradan bir yurttaşın özel hayatı arasında ayrım yapmakta ve böyle bir ayrımın yapılması gerektiğini söylediğini aktararak, mahkemeye göre, bir politikacı veya kamusal bir figürle ilgili bir fotoğraf, bir cd, bir banka hesabı vb. söz konusuysa, bunun demokratik bir toplumda yapılan tartışmalara katkıda bulunacak nitelikte olması halinde, “özel hayat” kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığını belirtti. Erhürman’a göre aynı fotoğraf, cd veya banka hesabı sıradan bir şahsa aitse, özel hayat kapsamında değerlendirilecektir. Dolayısıyla, “özel hayat”ı örneğin, fotoğraf, cd veya banka hesabı olarak tanımlamak, basın mensuplarının yararına değil, zararınadır. Erhürman’ın kendi ifadelerine göre, çünkü bunlar kamuya mal olmuş bir figüre aitse ve demokratik bir toplumdaki tartışmalara katkıda bulunacak nitelikteyse özel hayat kapsamında değerlendirilmeyecek, dolayısıyla bir suç işlenmiş olmayacaktır.

Benim açımdan Erhürman’ın kişisel sitesinde şu soruya verdiği yanıt da son derece önemlidir:

“Bu Yasa basın mensuplarına kimliklerini açıklamadıkları kişiler tarafından verilen kamuyu ilgilendiren haberlerin yayımlanmasını engelleyecek midir?”

Erhürman’ın cevabı aynen şöyledir:

“Bu Yasa, yalnızca özel hayatın gizliliğini ve haberleşmenin gizliliğini korumaktadır. Basın mensuplarına birileri tarafından aktarılan ve kamuyu ilgilendiren haberlerin yapılmasının haberleşmenin gizliliği veya özel hayatın gizliliğiyle herhangi bir ilgisi yoktur. Hatta yapılan haber yalan içeren bir haber olsa dahi, yapılan haberin bu Yasa ile herhangi bir ilgisi olmayacaktır”.

Erhürman’ın bir diğer yorumu
TAK’a göre Erhürman, 20 Mart Perşembe günü Meclis kürsüsünden yasayla ilgili şu ifadeleri kullandı:

Yasanın önce dinleyeni, dinlemeyi kaydedeni ve bunu ifşa edeni, sonra da ifşa edilmiş bir veriyi yayımlayanı cezalandırdığını söyleyen Erhürman, yasadışı dinlemeyi kaydeden kişinin kaydı bir gazeteciye ulaştırdığı anda onun içeriğini öğrenmesini sağladığını yani ifşa ettiğini, bunun da cezasının 6 yıl olduğunu belirtti. Erhürman, “Dolayısıyla 6 yıla kadar hapisle cezalandırılacak kişi gazeteci değil ona kaydı ulaştıran kişidir” dedi. Erhürman “Eğer bir telefon dinlendiyse, bir bilgi ele geçirdi ve gazeteciye verildi. Gazeteci kamu yararına bir şey görüp servis ederse, bu suçtur ama en asgari ceza verilecektir. Bir bulguyu hukuka aykırı şekilde elde ettiyseniz o bulguyu kullanamazsınız” dedi.

Bir hukukbilmezin hadsiz soruları
Hukukbilmez düz bir vatandaş’ olarak, Turfan Erhürman’a tek sorum var:

Sizin ifadenizle ‘yalnızca özel hayatın gizliliğini ve haberleşmenin gizliliğini koruyan’ bu yasanın, basın mensuplarına birileri tarafından aktarılan ve kamuyu ilgilendiren haberlerin yapılmasının haberleşmenin gizliliği veya özel hayatın gizliliğiyle herhangi bir ilgisi yoksa, hatta yapılan haber yalan içeren bir haber olsa dahi, yapılan haberin bu yasa ile herhangi bir ilgisi olmayacaksa, yine atıfta bulunduğunuz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, kamuya mal olmuş bir politikacının veya kamusal figürün bir fotoğraf, bir cd, bir banka hesabı vb. söz konusuysa, bunların yayınlanmaları demokratik bir toplumdaki tartışmalara katkıda bulunacak nitelikteyse ‘özel hayat kapsamında değerlendirilmeyecek’, dolayısıyla bir suç işlenmiş olmayacaksa, –yine sizin Meclis kürsüsünden ifade buyurduğunuz üzere- nasıl oluyor da yine bu yasaya göre “Eğer bir telefon dinlendiyse, bir bilgi ele geçirdi ve gazeteciye verildi. Gazeteci kamu yararına bir şey görüp servis ederse, bu suçtur ama en asgari ceza verilecektir”?

Meramını anlatmak hususunda zaman zaman kifayetsizlikle malul olduğumun malumunuz olduğundan cesaret alarak affınıza sığınarak farklı cümlelerle bir kez daha sormak isterim:

Gazeteciler kamuya mal olmuş kamusal bir figür veya siyasetçiye ait, herhangi bir şekilde elde ettikleri, demokratik bir toplumdaki tartışmalara katkıda bulunacak nitelikteki bilgi / belge / cd / fotoğraf / banka kaydını yayınlarsa, aşağıdaki hangi durumlardan hangisiyle karşı karşıya kalacak?

a)    Sitenizdeki yazılı ifadelerinize uyarınca gazeteci, kamuya mal olmuş bir figürün/siyasetçiye ait bir bilgi/belge/cd/fotoğraf/banka kaydını yayınlarsa, gerçekten belirttiğiniz gibi, bu durum bahse konu yasayla ilgili olmayacak, dolayısıyla bahse konu yasayla yargılanıp cezalandırılamayacak mıdır?

b)   AHİM kararını yorumlayıp yasayla ilişkilendirdiğiniz ifadeleriniz uyarınca, bu gazeteci suç işlememiş olacağından bahse konu yasayla yargılanıp cezalandırılamayacak mıdır?

c)    Bu gazeteci, KKTC Cumhuriyet Meclisi kürsüsündeki konuşmanızda dediğiniz gibi suç işlemiş sayılıp, bahse konu yasayla yargılanıp asgari para ve asgari hapislikle mi cezalandırılacaktır?

Lütfedip cevap verirseniz, bahtiyar olacağım: Siyasetçiliği, vekilliği es geçtim, bir hukukçu olarak Tufan Erhürman’ın son kararı hangisidir?

“a” mı, “b” mi “c” mi?

——————————————————————————————————————— —————————————-

Tufan Erhürman, yazının yayınlandığı gün “Sevgili Ali Bizden’in sorularına yanıtlarım” başlığıyla yanıt verdi. ‘Alışılmadık bir vekil davranışı’ sergiledi, kendilerine teşekkür ederim.

Yaptıktan sonra tufan!
%d blogcu bunu beğendi: